DUYGU ASENA HAYATINI KAYBETTİ

30/7/2006

Gazeteci Duygu Asena hayatını kaybetti

A.A/Hürriyet İnternet

Basın dünyasında iki büyük kayıp... Dün yaşama veda eden Halit Çapın'ın ardından bir süredir beynindeki tümör nedeniyle tedavi gören gazeteci-yazar Duygu Asena da VKV Amerikan Hastanesi'nde vefat etti. Çapın Asena'nın ablası İnci Asena'nın eski eşiydi. İnci Asena bir gün arayla hem eski eşini hem de kız kardeşini kaybetti.

3 gün önce ani solunum sıkıntısı ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran Asena, tedavi altına alındığı yoğun bakın ünitesinde saat 04.45 sıralarında hayatını kaybetti.

Duygu Asena'nın, beyin tümörüne bağlı solunun durması nedeniyle öldüğü ve 2004 yılından itibaren beyin tümörü yüzünden tedavi gördüğü belirtildi.

"MUCİZEVİ BİR ŞEKİLDE 2 YIL YAŞADI”

Vehbi Koç Vakfı (VKV) Amerikan Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Ayşe Fidan Baturalp, Duygu Asena'da görülen tümörün çok agresif ve ileri derecede habis olduğunu belirterek, “Tanı konulduğunda 3-4 aylık yaşam süresi olmasına rağmen Duygu Hanım mucizevi bir şekilde 2 yıl yaşadı” dedi.

Baturalp, hastanede düzenlediği basın toplantısında, Duygu Asena'nın 2 yıldır “glioblastoma” denilen beyin tümörü nedeniyle tedavi edildiğini, tedavisini onkolog ve beyin cerrahlarının üstlendiğini anlattı. Asena'nın son dönemlerde tedaviye yanıt vermediğini, sadece destek tedaviyle yardımcı olmaya çalıştıklarını ifade eden Baturalp, şöyle devam etti:

“Hastaneye yatışında ani bir solunum sıkıntısı ve yüksek ateşle geldi. Bu tablo da bizim tümörün büyümesine bağlı olarak merkezi etki dediğimiz tabloya bağlıydı. Şuuru kapalı olarak yoğun bakım ünitesine aldık. Destek tedavi vererek tansiyonunu yükselttik ve hastanın kontrolünü sağlamaya çalıştık. Ama ne yazık ki sayın Asena'yı bu sabah saat 04.45'te kaybettik.”
   
“GEÇ KALINMADI”
    
Bir gazetecinin, “Tedavide geç mi kalındı” sorusuna Baturalp, ”Hayır, kesinlikle. Yalnız tümör çok agresif bir tümördü. Tanı konulduğunda 3-4 aylık yaşam süresi olmasına rağmen Duygu Hanım mucizevi bir şekilde 2 yıl yaşadı” yanıtını verdi. Asena'nın hastalığı hakkında bilgi verilmesinin istenilmesi üzerine Baturalp, kendisinin beyin cerrahı ve nörolog olmadığını, göğüs hastalıkları uzmanı olduğunu belirterek, “Burada bulunmamın nedeni tamamen duygusal bağlardan ötürü ve son tablonun solunum sıkıntısının benimle ilgili olması” dedi.
   
Çeşitli beyin tümörleri olduğunu, hepsinin bu derece agresif, hızlı ve ölümle sonuçlanmadığını belirten Baturalp, Duygu Asena'da görülen tümörün çok agresif, ileri derecede habis olduğunu ve nüksettiği için Asena'nın 2 kere ameliyat edildiğini söyledi.

Dün de gazeteci-yazar Halit Çapın yaşamını yitirmişti.

 

ASENA'NIN CENAZESİ, 1 AĞUSTOS'TA TOPRAĞA VERİLECEK

Duygu Asena'nın cenazesi, 1 Ağustos Salı günü İstanbul'da toprağa verilecek.
   
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden (TGC) yapılan yazılı açıklamaya göre, Asena için salı günü saat 10.00'da Vatan Gazetesinde, saat 11.00'de de Atatürk Kültür Merkezinde tören düzenlenecek. Duygu Asena'nın cenazesi, öğle vakti Teşvikiye Camii'nde kılınacak namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

DUYGU ASENA KİMDİR?

Duygu Asena 19 Nisan 1946'da İstanbul'da doğdu. Kadıköy Özel Kız Koleji'ni ve İÜEF Pedagoji Bölümü'nü bitirdi. Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği ve İÜ Çocuklar Evi'nde pedagog, bir reklam şirketinde metin yazarı olarak çalıştı. Kadınca (1978), Onyedi, Ev Kadını, Bella, Kim, Negatif (1992) dergilerini yönetti. TRT-2'deki "Ondan Sonra" programını hazırlayıp sundu (1992-1997). 1992'den 2002'e kadar Milliyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Hastalığı teşhis edilene kadar Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde dergicilik dersi verdi.

 

YAPITLARI

 

İlk yazısı 1972'de Hürriyet'in Kelebek ekinde çıktı. İlk kitabı Kadının Adı Yok'la adını duyurdu. Geniş bir okur kitlesine ulaşan kitap 1988'de "müstehcen" bulunarak yasaklandı; iki yıl süren dava sonucu yayımına izin verildi, aynı yıl Atıf Yılmaz tarafından filme alındı. Yapıtları: Adının Adı Yok (1987), Aslında Aşk da Yok (1989), Kahramanlar Hep Erkek (1990), Aynada Aşk Vardı (1997), Değişen Bir Şey Yok (1998), Aslında Özgürsün (2001), Aşk Gidiyorum Demez (2003).

 

FEMİNİZMİN SAVUNUCUSU

 

Türkiye, Duygu Asena'yı feminist düşüncenin en ateşli savunucusu olarak tanıdı. Kadın hakları için birçok faaliyetin içinde bulunan Asena, bu konuyu köşe yazılarında ve kitaplarında sürekli gündeme getirdi.

 

Dostları O'nun sadece kadınların değil, erkeklerin yaşamına da büyük katkılarda bulunduğunu söyler.

 

KADININ ADI YOK

 

Asena'nın Kadının Adı Yok isimli kitabı 1987 yılında yayınladı. Kitap bir yıl içinde 40 baskı yaparak Türkiye'de satış rekoru, daha sonra filme çekilerek gişe rekoru kırdı. 40'ıncı baskının satışları sürerken, Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından muzır bulunarak satışı yasaklandı. Bunun üzerine Duygu Asena'nın açtığı davada kitap aklandı. Yeni baskıları yayınlandı. Kitap 53 baskısıya ulaştı.

 

Kadının Adı Yok, Almanya, Hollanda ve Yunanistan'da çevrilerek yayımlandı. İlk baskıları kısa sürede tükendi... Bu kitap Yunanistan'da "best seller" oldu.

 

İkinci kitabı Aslında Aşk Da Yok, Kadının Adı Yok'un devamı niteliğindedir. 36. baskıya ulaşan bu kitap da yine Almanya, Hollanda ve Yunanistan'da yayımlandı.

DUYGU ASENA'NIN ÖLÜMÜ YABANCI AJANSLARDA

Yazar ve kadın hakları savunucusu Duygu Asena'nın ölümüne uluslararası haber ajanslarından AP de bülteninde yer verdi. Ajans haberi duyururken, Asena'nın, kadın hakları, cinsellik ve kadınların dayak yemesi konusunda Türkiye'de tabulara karşı çıkan ilk yazar olduğu yorumunu yaptı.

Asena'nın kadınlara, “etraflarındaki çemberi kırmaları, eşit haklar elde edebilmeleri ve özgür olabilmeleri için ilk adım olarak bir iş elde etmeleri çağrısı yaptığını” kaydeden ajans, yazarın, ”Çok uzun bir yol katettik, ancak önümüzde henüz uzun bir yol daha var” ifadesini de anımsattı.

KADIN SAĞLIĞI KONFERANSI

28/5/2006

mahmure.com adresinde cumartesi ve pazar günü proğramları  bulunmaktadır.Kadınları ilgilendiren bir konferans.Kendimize zaman ayırmak ve bilgilenmek için bir fırsat...........

bekarlara hala yasak

28/4/2006

Bekarlara hala yasak- Hürriyet/28.04.2006

 

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın kadınlara yönelik 25 yıllık stadyum yasağını kaldırması muhafazakar kanadı kızdırdı. İran’ın spor yetkilisi ise karara açıklık getirerek, sadece evli kadınlara yasağın kalktığını, bekar kadınlar için stadyumda maç izleme yasağının sürdüğünü söyledi.

25 yıl sonra İranlı kadınlara tribünleri açan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, en büyük destekçisi olan muhafazakarların tepkisini çekti. Kadınların ’çıplak bacak’ görmesinin haram olduğu belirtilirken, önceki gün yasağın evli kadınlar için kalktığı, bekarlar için sürdüğü açıklandı.

İran Fiziksel Eğitim Örgütü’nün Başkanı Muhammed Aliabadi, "Stadyumların kadınlara açılması planı, aileleri kapsıyor. Bekar kadınlar için sözkonusu değil. Bekarlar için yasak hálá geçerli" dedi. Aliabadi, stadyumların ailelere açılmadan önce, "kadınların onurunun korunması için gerekli güvenlik ve sosyal faktörlerin belirlenmesi gerekiyor" dedi.

Ancak aşırı dinciler, muhafazakar Ahmedinecad’ın stadyumları kadınlara açma kararından hoşnut olmadılar. İsfahan milletvekili Muhammed Taghi Rahbar, "Başkandan bu kararından vazgeçmesini istiyoruz. Stadyumda kadınların olması, ahlaki, sosyal ve İslami değerlere aykırıdır. Bu çabuk alınmış bir karardır. Şeriata göre kadınların erkeklerin çıplak bacaklarını görmesi doğru değildir" dedi.

Milletvekili Said Abutalip ise İran toplumunun kültürel açıdan, kadınları stadyumda görmeye hazır olmadığını savundu. Muhafazakar kanattan parlamentoda yer alan Abutalip, "Bizim çıkış noktamız şeriat değil. Ancak önce kültürel eğitimden geçmek gerekir. Polis, patlayıcı maddeleri bile engelleyemezken, kadınların güvenliğini nasıl sağlayacak" diye sordu.

Başka bir milletvekili ise stadlarda yaşanan holiganizmin kadınlar için bir tehlike oluşturduğunu belirterek, "Büyük maçların ardından yüzlerce otobüs ateşe veriliyor. İzleyici için uygun bir kültürel ortam yaratmak için ciddi bir çaba yok. Bazen, taraftarlar, rakip oyunculara ve hakem için en ağza alınmayacak küfürleri savuruyor" dedi.

1979 tarihli İslam devriminden sonra stadyumlar, kadınlara kapandı. Bazen çok az sayıda kadın resmi davetiyelerle VIP locasından maçları takip edebiliyordu.

ayrımcılık kaldırılsın

28/4/2006

Bodur: "Ayrımcılık İlanlardan Kaldırılsın"

Kamuda ve özel sektörde cinsiyet ayrımcılığının Danıştay'ın kararına rağmen sürdüğünü söyleyen Gıda Mühendisi Bodur " Hem özelde, hem de İŞKUR'un ilanlarında ayrımcılık sürüyor. Bu Anayasa'ya aykırıdır" diyor.


BİA Haber Merkezi
27/04/2006    Ayşe DURUKAN


BİA (İstanbul) - Kadın Mühendisler, iş yaşamındaki cinsiyet ayrımcılığının, yasal kazanımlara rağmen sürdüğünü belirtiyorlar. Bu nedenle imza kampanyası başlattıklarını söyleyen Kadın mühendislerden Özden Bodur, "iş ilanlarından kadın erkek ayrımı kaldırılsın" diyor.

Gıda Mühendisi Özdeş Bodur, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) açtığı davanın Danıştay'da kazanılmasına rağmen, kamu kuruluşlarında farklı uygulamalar olduğunu söylüyor.

Bodur: Amerika'da başvurularda, cinsiyet bilgisi zorunluluğu yok

Bodur, "Danıştay'ın, cinsiyet ayrımcılığı yapıldığına ilişkin verdiği yürütmeyi durdurma kararı örnek bir karardır. Ancak bu cinsiyet ayrımcılığıyla ilgili olumlu bir gelişme sağlamadı. Hem özel sektörde, hem de Türkiye İş Kurumu'nun (İŞKUR) internet sayfasındaki iş ilanlarında bile, cinsiyet ayrımcılığı sürüyor" dedi.

Bodur, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD)iş başvurularında ne cinsiyet ne de isim bildirme zorunluluğu olmadığını belirtiyor.

"İşe başvuru sırasında cinsiyetinizi ve adınızı bildirme zorunluluğu yok. ABD'de mülakat sırasında da evli, nişanlı, hamile veya çocuk sahip sahibi olup olmadığınız doğrudan sorulamaz. Ancak dolaylı olarak fazla mesaiye engel bir durumunuz var mı diye sorulabilir. Hatta tüm başvurularda bu bilgilerin verilmemesi gibi bir talep de gelebilir. Bir tek mülakat da o bilgiyi vermek zorundasınız. ABD için sorulması yasak olan sorulardır bunlar."

Türkiye'de iş başvurularında çok özel sorular var

Bodur, Türkiye'deki iş başvurularında ise çok özele kadar giden soruların olduğunun altını çiziyor.

"Örneğin, evli kadınlar için çocuk konusu en çok sorulan sorular arasında. Çocuğu yoksa 'kaç çocuk yapacaksınız?', 'Ne zaman çocuk yapmak istiyorsunuz?' gibi konuşulmaması gereken sorular yöneltiliyor. Öyle ki bazı iş başvurularında, kadınlara 'üç yıl çocuk yapamazsını' diye bir konu şifahi olarak dile getiriliyor."

Maaş az ise kadın mühendis tercih ediliyor

Bodur, "Üç yıl çocuk yapamazsınız?" gibi özel ve kısıtlayıcı maddelerin sözleşmelere konulamadığını, ancak kadınlar üzerinde bir baskı aracı olduğunu açıklıyor.

"Bu nedenle sözleşmelere konmasa bile, iş başvurusunda yapılan bu konuşma, şifahi de olsa bağlayıcı oluyor. Şu anda yasa cinsel ayrımcılık engelliyor ama, yasayı takan yok. Kamu kurumları da, özel kurumlarda takmıyor."

Kadın mühendisin, erkek mühendise tercih edildiği durumun ancak, daha az ücret aldığında ortaya çıktığını söyleyen Bodur, "Görünüşte erkeklere yönelik bir ayrımcılık gibi bir tablo ortaya çıksa da, aslında yine kadınlara karşı bir ayrımcılık söz konusu. Kadın mühendisler, erkeklerle aynı ücreti aldıklarında yine erkekler tercih edilir." Dedi.

Ayrımcılığı yasaklayan ulusal ve uluslararası sözleşmeler

Bodur, erkek olmayı zorunlu kılan veya erkeklere öncelik veren iş ilanlarının ulusal ve uluslararası bir çok yasa ve sözleşmelere aykırı olduğunu söylüyor ve örnekliyor.

Anayasa'nın 10. Maddesine,

İş Kanunu'nun 5.maddesine,

"Birleşmiş Milletler kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması sözleşmesi" nin 11. maddesine,

Avrupa Birliği Mevzuatına,

Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) sözleşmesine,

Kadınların yaşamın her alanında cinsiyet ayrımcılığına uğradığını söyleyen Bodur, iş ilanlarındaki ayrımcılığın kaldırılması gerektiğini söylüyor. (AD)

Pozitif ayrımcılık kanun teklifi

3/4/2006

Hürriyet    01 Nisan 2006
Pozitif ayrımcılık için kanun teklifi



Anavatan Partisi İzmir Milletvekili Serpil Yıldız, TBMM'de kadınlar lehine düzenleme yapılması ve yasama faaliyetlerinde eşitliğin sağlanması amacıyla çalışacak "Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu" kurulması için kanun teklifi verdi.


Yıldız'ın TBMM Başkanlığı'na sunduğu kanun teklifi, İçtüzük'te değişiklik yapılarak, Meclis'teki komisyonlara 17. komisyon olarak "Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun eklenmesini öngörüyor. Komisyonun,yasama faaliyetlerinde eşitlik sağlanması açısından önemli olduğuna işaret edilen gerekçede, öncelikle yasalardaki kadın-erkek eşitliğini zedeleyici unsurları temizleyeceği belirtildi. Gerekçede, kadınların siyaset ve yönetim kademelerindeki temsil oranlarının yükseltilmesine yönelik atılacak adımların, Türkiye'nin uluslararası alanda saygınlığını artıracağına işaret edildi.

« Önceki ::

Blogcu ile yapıldı